İlk İhracatım: Bilmeden Girdiğim Sürecin Gerçek Hikayesi
Bu yazıda, Bangladeş’e yaptığım ilk ihracatın gerçek sürecini, yaptığım hataları ve yaşadığım deneyimleri paylaştım. Belki şu an aynı noktada olan birine yol gösterir.
Kağan BAYAZIT
3/27/20262 min read
İlk ihracat yaptığım ülke Bangladeş’ti. Oradaki bir bayimizin siparişi hem miktar hem değer hem de operasyon açısından oldukça büyüktü. Üstelik ödeme şekli akreditifti. O dönem konşimentonun ne olduğunu bile bilmiyorken, önümde 30 sayfalık sözleşme ve 10 sayfalık akreditif vardı.
Zamanım çok kısıtlıydı ve sürece tamamen sıfır bilgiyle dahil oldum. İlk olarak en temel evrakları hazırlamaya başladım: commercial invoice, detailed invoice, packing list, pallet list gibi. Ancak işin o kadar basit olmadığını kısa sürede anladım. Banka bilgileri, BIN ve TIN numaraları, şube kodları, dosya numaraları, orijinal ve kopya evrak ayrımları derken süreç giderek karmaşıklaştı.
Günlerce, gece gündüz çalışarak evrakları tamamladım. Ancak doğru olup olmadıklarından emin değildim. Akreditifi detaylıca okuyup işaretledim, sözleşmeyi Türkçeye çevirerek anlamaya çalıştım. Tam her şey tamam gibi derken, H.S. Code gibi kritik bir detayı yazmayı unuttuğumu fark ettim. O an anladım ki bu işte ne kadar dikkat etsen de sürekli kontrol şart.
Sonrasında navlun süreci başladı. Anlaşmalı olduğumuz firmadan teklif aldım ancak “free time, TT, ETA” gibi terimler tamamen yabancıydı. Araştırarak ve sorarak ilerledim ve toplamda 7 adet 40’lık konteyner organize ettim. Süreç ilerledikçe beyanname, VGM, ETA gibi kavramlarla karşılaştım ve çoğunu yolda öğrenmek zorunda kaldım.
Lojistik firmasıyla detaylı görüşmeler yaparak süreci ilerlettim. Konşimentonun SWB olup olmayacağı sorulduğunda yine kilitlendim ama bir şekilde çözüm buldum. Ardından gümrük süreci başladı. Gümrük müşaviriyle iletişim halindeydim ama açıkçası ne yaptığımı tam olarak bilmiyordum, sadece süreci yönetmeye çalışıyordum.
Evraklar tamamlandı derken bu sefer pallet listleri paletlerin üzerine doğru sırayla yapıştırmam gerektiğini öğrendim. 7 konteynerlik yükte bu ciddi bir işti. Neyse ki fabrika ustalarımızın desteğiyle bu kısmı da hallettik.
Sonrasında yükleme, tartım ve sevkiyat derken ürünler Adana’dan Mersin Limanı’na gönderildi. Evraklar hazırlandı, konşimento ve COO (Certificate of Origin) elime ulaştı. Ancak burada da bir hata yaptım: gemiyi direkt değil aktarmalı ayarlamıştım. Bu da teslim süresini 4 aya çıkardı. Neyse ki sözleşme ve akreditif bu süreyi karşılıyordu.
Bir diğer acemiliğim ise konşimentoyu kargo yerine gidip Mersin’den elden almam oldu. Sonrasında DHL süreci başladı. Ancak sistem kullanımı konusunda da tecrübesizdim ve hesabımı kilitledim.
Tam bu noktada ilginç bir olay yaşadım. Yolda küçük bir tartışma yaşadığım kişi meğer DHL şube müdürüymüş. Akşam saatlerinde, sistem kapanmış olmasına rağmen yardımcı oldu, IT ile iletişime geçildi ve işlemleri tamamlayabildik.
Sonuç olarak bu ihracatı tamamladım. Ama dürüst olmak gerekirse, o günlerde sadece bilgiyle değil, aynı zamanda şansla ilerledim.
